Neleri Bilmeliyim?
İyot, tiroid hormonlarının üretimi için vücudumuzun dışarıdan almak zorunda olduğu temel bir eser elementtir.
20.yüzyılın başlarında, özellikle Amerika'daki "guatr kuşağı" olarak bilinen iç kesimlerde, çocukların %26 ila %70'inde iyot eksikliğine bağlı guatr hastalığı görülmekteydi.
İyot eksikliğini önlemek için yapılan ilk büyük çaplı kontrollü bilimsel deney, 1916-1920 yılları arasında Ohio'da 5.000 kız öğrenci üzerinde yapılmış ve koruyucu iyot alımının guatr gelişimini engellemede %100'e yakın etkili olduğu kanıtlanmıştır.
Sofra tuzunun iyotlanması fikri ilk olarak İsviçre ve Amerika Birleşik Devletleri'nde hayata geçirilmiş; 1924 yılında Michigan'da raflardaki yerini alarak halk sağlığında devrim yaratmıştır.
Neden Önemli?
Geçmişte guatr, boyunda oluşan estetik bir şişlikten ibaret görülmüyordu. Şiddetli iyot eksikliği; zihinsel gerilik, sağır-dilsizlik ve nesilden nesile aktarılan genel fiziksel ve zihinsel gelişim bozukluklarına (kretinizm) yol açan ciddi bir halk sağlığı kriziydi. Birinci Dünya Savaşı sırasındaki askere alımlarda, genç erkeklerin önemli bir kısmının sadece tiroid büyümesi (tiromegali) nedeniyle askerlikten muaf tutulması, bu sorunun ne kadar yaygın olduğunu gözler önüne sermişti. İyotlu tuzun geliştirilmesi, tarihteki ilk ve en başarılı "gıda zenginleştirme" (fortifikasyon) stratejilerinden biridir ve basit bir besin müdahalesiyle koca bir toplumun bilişsel ve fiziksel çöküşünün nasıl engellenebileceğini gösterir.
Bilim Ne Diyor?
İyot, 1811 yılında deniz yosunu küllerinden barut için sodyum tuzu elde edilmeye çalışılırken tesadüfen mor bir buhar olarak keşfedildi. 1896 yılına gelindiğinde Eugen Baumann, iyodun insan tiroid bezinin içinde bulunduğunu bilimsel olarak kanıtladı. Tiroid bezimiz, metabolizmamızı yöneten tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) hormonlarını sentezleyebilmek için bu elemente fiziksel olarak muhtaçtır. Bilim insanı David Marine'in öncülüğünde yürütülen deneyler, düzenli sodyum iyodür alımının, tiroidin hormon üretebilmek için gereğinden fazla çalışıp büyümesini (guatr) hücresel düzeyde durdurduğunu kesin olarak ortaya koymuştur.
Neden tuza eklendi?
Tuzun bir "taşıyıcı" olarak seçilmesi rastgele bir tercih değildir. İnsanların gelir düzeyi veya sosyal statüsü ne olursa olsun, tuz herkes tarafından her gün yaklaşık olarak aynı, sabit ve öngörülebilir miktarlarda tüketilir. Bu durum tuzu, toplumun tamamına güvenli dozda iyot ulaştırmak için en mantıklı gıda aracı yapmıştır. Amerika Birleşik Devletleri'nde bu süreç, 1924'te tıp dernekleri ve tuz üreticilerinin gönüllü işbirliğiyle başlamış ve tuza üretim aşamasında belirli bir oranda (başlangıçta kilogram başına 100 mg) iyot eklenerek raflara sunulmuştur.
Doğru Bilinen Yanlışlar
Mit: İyotlu tuz tüketmek tehlikelidir ve tiroidin aşırı çalışmasına (zehirli guatra) neden olur.
Gerçek: Bu korku, 1920'lerde bazı cerrahlar tarafından da dile getirilmişti. Ancak 1928 yılında Michigan'da yapılan ve uzun süredir guatrı olan 1.299 yetişkinin incelendiği detaylı bir saha çalışmasında, tavsiye edilen miktarda iyotlu tuz kullanımından kaynaklanan tek bir "zehirli guatr" (hipertiroidizm) vakasına bile rastlanmamış; iyotlu tuzun koruyucu dozlarda son derece güvenli olduğu kanıtlanmıştır.
Bunu Neden Paylaşıyoruz?
"Gıda Bilgi" olarak amacımız, soframızdaki gıdaların arkasındaki bilimsel ve tarihi gerçekleri abartıdan uzak bir şekilde sunmaktır. Bugün marketten aldığımız sıradan bir iyotlu tuz paketinin ardında, doğanın topraktan sildiği bir minerali insanlara geri verebilmek için tıp biliminin, devletlerin ve gıda mühendislerinin verdiği yüz yıllık bir mücadele yatmaktadır. Bazen mutfağımızdaki en küçük müdahalelerin (basit bir tuz zenginleştirmesinin), zihinsel ve fiziksel sağlığımızı koruma amaçlı yapıldığını bilmek, bilinçli gıda tüketimine katkı sağlar.

